Sunar Yatırım sürdürülebilir büyüme hedeflerini paylaştı

sunar yatirim surdurulebilir buyume hedeflerini paylasti lunJiv4F.jpg

“`html

Sunar Yatırım: Sürdürülebilir Gelecek İçin Yenilikçi Adımlar

Türkiye’de gıda, tarım ve biyoendüstri sektörlerinde faaliyet gösteren Sunar Yatırım, çevre dostu endüstriyel dönüşümünü yenilenebilir enerji, sürdürülebilir tarım ve biyo-bazlı üretim yatırımlarıyla destekleyerek, ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamaya devam ediyor.

Şirket, çevreyle dost büyüme stratejileri doğrultusunda yenilikçi projelerini ve yatırımlarını Adana’da gerçekleştirdiği basın toplantısında kamuoyuna duyurdu.

Sunar Yatırım Basın Toplantısı

Toplantı sonrası katılımcılar, Sunar’ın üretim tesislerini ve NÇS Çiftliği’ni gezerek, şirketin entegre üretim modeli hakkında detaylı bilgi sahibi oldular.

180 GÜNDE DOĞADA KAYBOLAN BİYOBOZUNUR PLASTİK

Sunar NP, yaptığı AR-GE çalışmaları sonucunda, 180 gün içinde doğal ortamda doğayı terk eden biyobozunur ve bitki bazlı ham maddeler geliştirerek ambalaj ve plastik sektörleri için alternatif çözümler sunuyor.

Bu grup, termoplastik nişasta (TPN) ve biyopolimer üretimindeki ilerlemeleriyle döngüsel ekonomi hedeflerine katkıda bulunarak bu ürünlerin pazara sunulmasıyla ithalata olan bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.

Biyoboşunur Plastik Uygulamaları

“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, İŞ MODELİMİZİN TEMELİ”

Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, geleceğin sürdürülebilir üretim modellerine dayandığını belirterek, “Bizim amacımız yalnızca üretim yapmak değil, doğayla uyumlu, kalıcı değerler yaratmak. Sürdürülebilirlik, iş yapma şeklimizin ayrılmaz bir parçası. Üretimin her aşamasını, doğaya, topluma ve insana saygı çerçevesinde bir daha tasarlamaya özen gösteriyoruz. Büyüme, sadece ekonomik kazanç değil, bu toprakların sunduğu bereketi gelecek nesillere taşımak demektir.”

“GLOBALLEŞME, YEREL DEĞERLERİ DÜNYA PAZARINA SUNMAKTIR”

Sunar ürünlerinin 6 kıtada, 100’den fazla ülkeye ulaştığını ve ihracat gelirlerinin 250 milyon doları aştığını ifade eden Çomu, özellikle Türkiye’de tek üreticisi oldukları sorbitol ve diğer ürün segmentlerinde Türkiye’nin ihracat liderleri arasında bulunduklarını belirtti.

Adana merkezli üretim zinciriyle yerelden yola çıkarak küresel pazarlarda büyüdüklerini vurgulayan Çomu, “Bizim için globalleşme yerel değerleri evrensel ölçekte paylaşmak demektir. Yatırımlarımız, bölgesel gelişim ve uluslararası rekabet gücü sağlamayı hedefliyor.”

Türkiye’de çoğunlukla ithal edilen sodyum glukonat üretimini gerçekleştirdiklerini hatırlatan Çomu, ekledi:

“25 Mayıs 2025’te Ticaret Bakanlığı, yerli üreticilerin talebi doğrultusunda Çin menşeli sodyum glukonat ithalatına karşı damping soruşturması başlattı. Hedef, sodyum glukonat ve diğer bileşenlerin, yerli üreticilere zarar veren fiyatlandırmalarına karşı anti-dumping vergisi uygulamasının değerlendirilmesidir. Sunar, adil rekabetin sağlanması için yürüttüğü çalışmaların kamuoyuyla ilgili olması sebebiyle mutluluk duymaktadır.”

“BİYO-BOZUNUR POŞETLERİN AYRI SINIFLANDIRILMASI GEREKİYOR”

Çomu, biyoendüstri alanının geleceğin en kritik sektörlerinden biri olduğunu vurgulayarak, doğadan ilham alan yeni nesil üretim yaklaşımlarıyla hem çevreyi koruduklarını hem de ülke sanayi kapasitesini artırdıklarını ifade etti.

Yerli kaynaklarla uluslararası standartlarda üretim yaparak Türkiye’nin rekabet gücünü artırmayı hedeflediklerini kaydeden Çomu, “Bu alandaki üretimin artması, dış ticaret açığımızın kapanmasına da katkı sağlayacaktır. Biyo-bozunur poşetlerin Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) vergisine tabi tutulmadan ayrı olarak sınıflandırılması gerekmektedir. Bu tarz düzenlemeler, çevre dostu ürünlerin yaygınlaşmasını teşvik edecektir.” Sürdürülebilir Tarım Projeleri

“10 YILDA 180 ÇİFTÇİ İLE 20 BİN DÖNÜMDE SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM”

Elita Gıda’nın tarımsal sürdürülebilirlik amacıyla 10 yıldır sürdürdüğü projeye dikkat çeken Çomu, bu kapsamda 180 çiftçiyle iş birliği içinde 20 bin dönümü aşkın alanda uygulama yaptıklarını duyurdu.

Elita Gıda’nın ayçiçeği üretiminde sürdürülebilir bir tarım modeli benimsediğini belirten Çomu, SAI (Sürdürülebilir Tarım Girişimi) platformu tarafından gerçekleştirilen FSA (Farm Sustainability Assessment) denetimini başarıyla geçtiklerini ifade etti.

Su ve enerji tasarrufunu ön planda tutan bu projeyle çiftçilere eğitim ve teknoloji transferi sağladıklarının altını çizen Çomu, tarımın geleceğine katkıda bulunmayı hedeflediklerini belirtti.

Tarım Eğitim Projeleri

“2024-2025 DÖNEMİNDE TÜRKİYE’NİN MISIR İTHALATI YÜZDE 45 ARTTI”

Çomu, kuraklığın ve mısır ithalatındaki artışın sektörel etkilerine ilişkin konuşarak, “2024-2025 döneminde Türkiye’nin mısır ithalatı yüzde 45 oranında yükseldi. Kuraklık nedeniyle ayçiçeği üretiminde yüzde 10’dan fazla düşüş bekleniyor. Bu, yerli üretimin stratejik önemini artırmaktadır. Sunar, entegre üretim yapısıyla bu açığı kapatma yeteneğine sahiptir.”

Nişasta sektöründe Türkiye’nin ilk AR-GE merkezine sahip olduklarını belirten Çomu, bu merkezin 1 milyon doları aşan bir teknoloji altyapısına sahip olup mühendis, biyomühendis ve gıda mühendislerinden oluşan uzman kadro ile çalıştığını ifade etti.

Proje ve ürünlerinin Türkiye sanayisine katkı sağladığını belirten Çomu, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Merkezimiz, kurulduğundan beri AR-GE çalışmaları ile geliştirdiğimiz ürünlerin oranı, tüm ürünlerimizin yüzde 30’unu geçmiştir. AR-GE ekibimizde yüksek oranda kadınların ve lisans üstü eğitim almış çalışanların yer alması bizim için gurur kaynağıdır.”

AR-GE Çalışmaları

EXCIPACT GMP (İyi Üretim Uygulamaları) sertifikası aldıklarını belirten Çomu, bu belgenin ilaç sektöründe yüksek güvenlik ve kalite standartları sağladığının uluslararası bir göstergesi olduğunu ve Avrupa’da bu sertifikaya sahip nadir üreticilerden biri olduklarını anlattı.

Türkiye’nin yeşil dönüşüm politikalarına doğrudan katkıda bulunduklarını aktaran Çomu, sözlerini şöyle tamamladı:

“2025 yılında devreye alınacak güneş enerji santralleri ile yenilenebilir enerji kapasitemizi artırdık. 2026 sonuna kadar, tesislerimizin enerji ihtiyacının yüzde 95’ini güneş enerjisi santralleri ile karşılayacağız. Bu projeler, yıllık bazda 80 bin tonun üzerinde karbon salınımını engellemektedir. Hedefimiz, 2030 yılına kadar karbon nötr üretim modeline geçmiş olmaktır. Enerjideki yeşil dönüşümü, sadece çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda ekonomik bir değer olarak değerlendirmekteyiz.”

“`