
İsrail‘in geçmişte Filistin‘de uyguladığı stratejinin bir benzerinin bugün Suriye‘de hayata geçirilmeye çalışıldığı ve ülkenin güneyinde arazi satın alma faaliyetleri yürüttüğü iddia edildi.
Gazeteci Abdulkadir Selvi‘nin köşe yazısında aktardığına göre İsrail, henüz devlet kurulmadan önce Filistin’de doğrudan değil, çeşitli Siyonist fonlar ve Batılı ülkelerin vatandaşı olan zengin Yahudiler aracılığıyla arazi satın aldı. Bu süreçte en önemli yapılardan birinin Yahudi Ulusal Fonu olduğu belirtilirken, İngiliz manda yönetiminin de bu alımları kolaylaştırdığı öne sürüldü. Osmanlı yönetiminin satışları engellemek için çeşitli tedbirler aldığı ancak farklı yöntemlerle arazi ediniminin sürdüğü ifade edildi.
ARAZİ ALIMLARINA HIZ VERİLDİ
Yazıda, bugün benzer bir modelin Suriye’nin güneyinde uygulandığı iddia edildi. İsrail’in hâlihazırda Golan Tepeleri başta olmak üzere Dera, Suveyda ve Kuneytra çevresinde askeri varlığını artırdığı, keşif, devriye ve kontrol noktalarıyla bölgedeki etkinliğini genişlettiği belirtildi. Bununla birlikte yalnızca askeri kontrolle yetinilmediği, Mayıs 2026’dan itibaren özellikle Suriye sınırından yaklaşık 15 kilometre derinliğe kadar uzanan bölgelerde arazi alımlarına hız verildiği öne sürüldü.
FARKLI ÜLKELER ÜZERİNDEN YAPILIYOR

Selvi’ye göre arazi alımları doğrudan İsrail adına yapılmıyor. Filistin örneğinde olduğu gibi yabancı ülke vatandaşları üzerinden hareket edildiği, özellikle Kanada, İngiltere ve Avustralya vatandaşlarının büyük tarım arazilerinin satın alınmasında tercih edildiği iddia edildi. Ayrıca son dönemde Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşları üzerinden de Golan Tepeleri ve çevresinde arazi alımlarının arttığına ilişkin bilgilerin sahaya yansıdığı ifade edildi. Selvi, bu işlemlerin arkasında İsrail sermayesinin bulunduğunu, bazı arazilerin önce üçüncü kişiler ya da şirketler adına alınıp daha sonra el değiştirebileceğini savundu.
PİYASA DEĞERİNİN ÜZERİNDE

Yazıda dikkat çeken bir diğer iddia ise satın alınmak istenen arazilerin niteliğiyle ilgili oldu. Tarıma elverişli olmayan ya da yerleşime uygun bulunmayan bazı arazilerin bile piyasa değerinin çok üzerinde fiyatlarla satın alınmaya çalışıldığını öne sürüldü. Bu nedenle söz konusu girişimlerin ticari kazanç amacı taşımadığını, stratejik hedefler doğrultusunda yürütüldüğü savunuldu. Arazi devirlerinin ise resmi kayıt oluşturulması amacıyla özellikle noter işlemleri üzerinden gerçekleştirildiği iddia edildi.
Selvi ayrıca, arazi sahiplerinin yüksek bedeller teklif edilerek satışa ikna edilmeye çalışıldığını, kabul etmeyen bazı kişilere ise “İsrail ordusu zaten bu bölgeleri kontrol edecek. Satarsanız yaşamaya devam edersiniz, satmazsanız işgal sonrası hiçbir hakkınız kalmayabilir” şeklinde baskı yapıldığı yönünde sahadan bilgiler aktarıldığını yazdı.
STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR
Golan Tepeleri’nin su kaynakları ve verimli tarım arazileri bakımından stratejik önem taşıdığına dikkat çeken Selvi, İsrail’in hedefinin küçük arazi parçaları edinerek zaman içinde bunları genişletmek olduğunu öne sürdü. Filistin’deki yerleşim modeline atıfta bulunan Selvi, bu yöntemin Suriye’de de uygulanmaya çalışıldığını iddia ederek, Suriye yönetiminin olası yeni satışları önlemek amacıyla özellikle güney bölgelerinde arazi devirlerini ikinci bir karara kadar durdurması gerektiğini savundu.

