Ekonomist Alaattin Aktaş, son köşe yazısında Türkiye’nin iç borçlanma yapısını ve Maliye Bakanlığı’nın karşı karşıya olduğu “borç çevirme” sorununu detaylı bir şekilde inceledi. Aktaş, Türkiye’nin bütçe dengesini sağlamakta zorlanması nedeniyle her bir borç ödemesinin daha fazla borçlanma gereksinimini doğurduğuna dikkat çekti.
**BORÇ ÇEVİRME ORANI ŞAŞIRTICI DÜZEYDE**
Maliye Bakanlığı’nın sunduğu verilerin gerçek durumu yansıtmadığını ifade eden Aktaş, borç çevirme oranının yalnızca kağıt üzerinde %81 olarak görünmesine rağmen, gerçekte durumun çok daha kritik olduğunu vurguladı. Bu yılın ilk çeyreğinde 918,4 milyar lira anapara ödemesi için 1 trilyon 363,7 milyar lira borç alındığını belirten Aktaş, bu durumun gerçek borç çevirme oranını %148’e çıkardığını açıkladı. Bütçe gelirlerinin giderleri karşılamadığına dikkat çeken Aktaş, bunun nedeninin ya vergi toplama oranlarının düşük olması ya da harcamaların aşırı yüksek olması olduğunu belirtti.
**BORÇ AZALMASI OLASI MI?**
Son 15 yılın verilerini incelediğinde mevcut sistemde borç azaltmanın mümkün görünmediğini dile getiren Aktaş, Türk Lirası’nın değer kaybı nedeniyle iç borçlanma ve ödeme miktarlarının döviz cinsinden de rekor seviyelere ulaştığını ifade etti. Maliye Bakanlığı’nın harcama odaklı yaklaşımı, toplanan verginin anapara ve faiz ödemeleri için yeterli olmamasına yol açıyor. Bu durum, “Borç al, harca, öde; sonra daha fazla borç al” şeklinde özetlenebilecek bir kısır döngüye neden olarak faiz yükünün giderek artmasına sebep oluyor.
**ÇÖZÜM SİYASİ, EKONOMİK DEĞİL**
Aktaş, çıkış yolunun “kağıt üstünde” basit olduğunu belirterek, çözüm için iki temel şart sundu: Vergi alınmayan kesimlerin sisteme dahil edilmesi ve gereksiz harcamaların gözden geçirilerek bütçe dengesinin sağlanması. Ancak Aktaş, bu değişikliklerin gerçekleştirilememesinin nedeninin teknik yetersizlikler değil, siyasi tercihler olduğunu vurguladı. Harcama alışkanlıklarından vazgeçilmeksizin düşük faizle borçlanmanın ve borç yükünden kurtulmanın zor bir hedef olacağını belirtti.