Silivri’de inşa edilen yeni duruşma salonları, avukatlar ve yargı organları açısından tartışmalara yol açtı. İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, son günlerde gerçekleşen bir mahkeme oturumu sırasında bu salonları detaylı bir şekilde inceleme şansı buldu. Kaboğlu, yapılarla ilgili ortaya koyduğu görüşleriyle dikkat çekti.
Duruşma alanlarının yapılandırmasının adil yargılama ilkesini tehdit ettiğini öne süren Kaboğlu, hakimlerin ve savcıların izleyici ve avukatlardan uzak konumda yerleşimlerini eleştirdi. Bu durumun adil yargılanmanın gereklilikleriyle örtüşmediğini belirterek, “Mahkeme heyetinin izleyicilerden bu kadar uzakta olduğu bir sistemde hâkim ve savcılığı değerlendirmek için tavana bakmak gerekiyor,” dedi.
Salonların fiziksel tasarımı ile adaletin niteliği arasındaki ilişkiye de dikkat çeken Baro Başkanı, şeffaflık ilkesi açısından büyük kaygı taşıdığını ifade etti. Çarpıcı açıklamalarında mimarinin sadece estetik değil; aynı zamanda hukuki süreçler üzerinde etkili olan önemli bir faktör olduğunu vurguladı.
Ayrıca, mahkeme düzenine ilişkin endişelerini dile getirirken ses sistemi hakkında da sorgulayıcı yorumlarda bulundu. Mikrofon sistemlerinin gereksiz yere karmaşık hale getirildiğine değinen Kaboğlu, “Özellikle iki ayrı mikrofonun kurulması niçin gerekli?” diyerek uygulamanın mantığına yönelik soru işaretlerini gündeme getirdi.
Kaboğlu’nun ifadeleri yalnızca estetik ya da teknik meselelerle sınırlı kalmadı; ülkenin uzun süre organize suç örgütlerinin etkisi altında olduğuna da işaret etti. Bu sebeplerle such yapılar oluştururken hangi koşulların dikkate alındığıyla ilgili birtakım sorular sordu ve yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Adaletin sağlanması konusunda eşit muamele ilkelerinin göz ardı edildiğine dair ciddi bulgulara sahip olduğunu belirten Kaboğlu ayrıca yakın dönemdeki davalarla bağlantılı olarak toplum üzerindeki baskının demokrasiyi nasıl etkilediğine değindi.
Sonuç olarak Silivri’deki duruşmaların detaylı bir analizinin elzem olduğuna inandığını söyleyen Başkan Kaboğlu, kamuoyunun konuya dair dikkati kaybetmemesinin önemini vurguladı. Bilincin artırılması ile adalet sisteminin işlerliğinin korunabileceği düşüncesindeydi.
